EMANETİ EHLİNE VERMEK. (TAMDA ZAMANI)

Her kademedeki temsilci için doğruluk, emniyet, vazife şuuru, emsaline nispeten üstün idrak, geleceği bugünle beraber görüp sezebilme vasfı ve her şeye rağmen iffetli yaşamak şarttır.

Bir idareci için bu vasıflardan birini kaybetmek ciddî bir eksiklik ve temsil edilenler adına da bir bahtsızlıktır

Emanet, insanın güvenilir olması, kendisine herhangi bir şeyin korkusuzca teslim edilip, tekrar geri alınabilmesi demektir.

Emanet çok çeşitlidir. Genel olarak emanet, korunmak ve saklanmak üzere birinin yanına geçici olarak bırakılan eşyadır.

Allah’ın, insana verdiği beden ve organlar da birer emanet sayılır.

Her işin başında bulunan kişiye, yaptığı veya yönettiği iş emanettir.

Anne ve babaya çocukları emanettir, yöneticilere yönettikleri insanlar, işgal ettikleri makam ve mevkiler emanettir. Bunların hepsi, uhdelerinde bulundurdukları emaneti koruyup kollamakla yükümlüdürler.

Her işin başına ehlini, erbabını getirmek icap eder. Millet yapısında en büyük emanet, milleti idare edenleri seçerken işi ehline vermektir. Bu, devlet başkanından mahalle bekçisine varıncaya kadar idarî sistemin her kademesinde yasama, yürütme ve yargı organlarında geçerli ve tazeliğini hiçbir devirde kaybetmeyen ilâhî bir emirdir.

Bu nedenle;

Hayatın her alanında gerekli olan işlerinizi yapacak olanları seçmek,

Siyasi Partilerde, Derneklerde, Vakıflarda, Odalarda, sendikalarda ve diğer sivil toplum kuruluşları ile hayatın her alanındaki görevlileri, yetkilileri, yöneticileri ve başkanları seçmek,

Köyde ve Mahallede Muhtarı ve azalarını seçmek,

Beldede, İlçede ve Şehirde Başkan ve meclis üyelerini seçmek,

Ülkede Milletvekillerini, Başbakanı ve Cumhurbaşkanını seçmek

Herkes için önemli bir görev ve sorumluluktur.

Bu sorumluluğu yerine getiren ve üstlenenler gereği gibi hareket etmek zorundadır.

 

Bu yazı, Prof. Dr. Mehmet Soysaldı’nın bir makalesinden terlenmiştir.