HORONUN SAHİPLERİ ..! NE YAPMALI, NE YAPMAMALI ..!?

   

HORONUN SAHİPLERİ ..!  NE YAPMALI, NE YAPMAMALI ..!?

    Horon; Karadeniz Kültürünün kaynağını oluşturan Halk biliminin (Folklor ‘un) en önemlilerinden olan ve Karadeniz bölgesinde oynanan geleneksel halkoyununun (halk dansının) genel adıdır.
.
    Horon adı, Trabzon’un doğusundaki bazı yerleşim yerlerinde
Horom diye, Trabzon’un batısındaki bazı yerleşim yerlerinde ve Giresun ile Görele’de Horan diye adlandırılması bir şive ve ağız farkından başka bir şey değildir. Bu yöresel ağız ve şive farkının, özel ve istisnai bir adlandırma olması, Horon ‘un genel adlandırmasının da bir zenginliğidir. Bu zenginliği kişiselleştirerek az olsun benim olsun değil bizim olsun şeklinde algılamalıyız. Karadeniz Halkbiliminin (Folklor ‘unun) bir meyvesidir Horon. Horom da dense, Horan da dense anlaşılan geleneksel halkoyunu olan Horon ‘dur. 

    Horon, kültürel bir miras olarak genelde insanlığın özelde Karadenizlinin bir değeridir. Bu değer mutlak korunmalıdır. Bu koruma görevi Karadeniz Halkına ve bu Halkın arasından çıkan kültür adamlarına (Folklorculara) düşer. İşte tam bu noktada sıkıntılarımız  vardır. Her folklorcu kendisini bu konuda otorite yerine koyarak hareket ederse keşmekeşlik ve başıbozukluklar yüzünden Horonun yozlaşarak bozulmasına neden olabilirler. Derneklerde, okullarda, halk eğitim merkezlerinde ve özel kurslarda Horon eğitimi almış olan folklorcuların bazıları henüz tam olmadan bir otorite tavrında ortaya çıkmalarıyla hem yanlış yapmış, hem de folklor ahlakına uymamış olurlar. Zira bu tür yaklaşımlara sık sık rastlanılmakta ve çok sayıda şikâyetlere konu hatalar ve yanlışlar olmaktadır. Hâlbuki bu alanda ter dökenler her türlü takdiri ve övgüyü hak edenlerdir.

    Bundan otuz yıl kadar önce, yirmi yılı aşkın zıpkın gibi bir horoncuyken, Hıdırnebide horon halkasında izlediğim 70 yaşlarındaki bir amcanın horon tavrını, duruşunu ve adımlarını saatlerce takıp ettiğimde, daha bilmem gereken birçok şeyin olduğunu anlamıştım. Çeşitli yarışmalarda Türkiye dereceleri elde eden ekipler yetiştirmiş bir horon hocası olarak hala izlemeye ve öğrenmeye devam ediyorum. 
.
    Engin bir derya olan Folklorumuz ve halkoyunlarımız konusunda, bu deryayı ortaya koyan Halkımızın içinde, öyle Hasan, Hüseyin ve Mehmet amcalar ile öyle Ayşe, Emine ve Fatime teyzeler gibi horoncular var ki otorite dediğimiz hocaların bile onlardan öğrenecekleri çok şeylerin olduğunu unutmamalıyız. Ve bir şey daha; Halkın içindeki o horoncular, kostümlü bir horon ekibi gördüklerinde, kibarlıklarından, nezaketlerinden ve folklorcu terbiyelerinden ötürü o ekibe ve elemanlarına saygı duyar, yaptıklarını da doğru kabul eder. İşte bu yüzden yeni ve genç horoncuların attığı her adıma çok özen göstermesi gerekir. Ben biliyorum tavrında, duruşunda ve havasında olmamalıdırlar.

    Horonlarda bir diğer konu da, oyunun esasında olmayan ancak horoncunun yaptığı kişisel hareketler, adımlar ve figürler konusu var. Bunları kimler yapıyor? Bazı Horon hocaları ile Horonda üst düzeyde usta oyuncular. Bunlar tamamen kişiye özel hareketlerdir, kişiseldir. O bakımdan bu hareketleri istisna seviyesinde bırakmak gerekir. Horonlarda ayakta duramayacak olan oyuncalar ve yeni öğrenmekte olanlar, oyunları sırasında bu tip hareketleri yapmamalıdır. 
Horonun ruhuna ve coşkusuna uymayan, şova dönük hareketler oyunu anlamsızlaştırarak Horon olmaktan çıkarır ve Horona da zarar verir.
.
    Horon; Sululuğu, taşkınlığı ve abartıyı kaldırmaz. Asil bir oyundur. O yüzden asaletli oynanması gerekir. Şov yapmak adına horonu bozmamalıyız.
.
    Horon, Anamız, Yârimiz, Kızımız ve vatanımız gibidir. Bu ruhla horonu sahiplenmek ve öyle oynamak gerekir.
.
    Horoncu, Kültürümüzün örnek insanıdır. Geleneğimize bağlı, ahlaklı, terbiyeli, hoşgörülü, saygılı ve sevgi dolu olmalıdır.

Ocak 2017

Hasan Okhan Okumuş